|
|
İŞTE SİZE KOLAYCA ZAYIFLAMANIZ İÇİN TAM 50 İPUCU
|
|
Üç ayda I5 kg.’a yakın kilo verdim. Bunu nasıl başardığımı ve şu anki kilomu nasıl muhafaza edebildiğimi merak ediyorsanız, işte size 50 adet kilo verme ipucu. Ben bir uzman değilim, ama tecrübelerimle konuşuyorum. Önünüze koyduğunuz kilo verme hedeflerinizi tutturabilmenize katkıları olursa (hâlihazırdaki bilgilerinizi pekiştirici bir rol oynarlarsa), yardımcı olabilmiş olmaktan memnuniyet duyacağımdır. İşin en önemli tarafı, kendi başıma veya yakın dostlarımdan ve aile fertlerimden edinmiş olduğum bilgilerdir. Ponzi, tüm bu kilo verme süreci boyunca ideal bir partnerlik sergileyerek, en büyük yardımcım oldu. Bu listeye kendi deneyimlerinizden katkıda bulunmaktan da çekinmeyin! Bu ipuçlarını eKitap üzerinde pekiştirebilmeme yardımcı olabileceklere kapım her daim açık.
1. Beslenme kontrolü ve egzersiz. Dedikleri doğrudur – tek yapmanız gereken ne yediğinize dikkat etmek ve tükettiğinizden fazla enerji sarf etmektir. Hakikaten, bu kadar basittir. An itibariyle bu listeyi okumaktan vazgeçebilirsiniz; bilmeniz gereken tüm bilgiyi edinmiş bulunmaktasınız ve kilo vermenin sırlarını açıklama iltimasında bulunmam karşılığında sizden talep edeceğim $500’ı da afiyetle yiyebilirsiniz. 4,000 sayfa hatmetmenize, teyp dizileri satın almanıza, bu temel bilgiye ulaşmak için gece yarılarındaki bilgilendirici reklamları takip etmenize de gerek kalmamış bulunuyor. 100% doğruya ulaşmış durumdasınız.
2. Yaşam tarzınızı değiştirin. Bu dediklerimi bir “diyet” olarak görüyorsanız, kaybettiğiniz kiloları birkaç ay içerisinde (hem de fazlasıyla) geri alacağınızın resmidir. Diyetler bir işe yaramazlar. Diyetler geçicidir. Ama yaşam tarzınızı temelden değiştirecek olursanız, alışkanlıklarınızı da değiştirmiş olursunuz – bu da sizi uzun ömürlü / sürekli bir başarının ve ideal kilonuzu koruyabilmenin rayına sokacaktır. Kimseye diyetteyim demeyin – asla. Burada tecrübe – reformdan geçmiş bir düşük karbonhidratçı – konuşuyor. Bir süre iş gördü, ama yaşam tarzımı temelden (kalıcı biçimde) değiştirmemiş olduğumdan, sonu hüsranla bitti.
3. Bir internet destek grubuna katılın. Kendi deneyimim sırasında, başını çektiğim kendi grubumu kurdum. Kendinizi bir başına hissetmemek önemlidir ve bu yolda (yeni veya eski) dostlarınızla irtibatta olmak zekice bir hamledir. PeetTrainer’ın methini işittim, ama kilo kaybetme yoluna çıktığımda varlığından haberdar değildim. Bilmelisiniz ki, dışarıda bir yerlerde size moral destek olabilecek, bilme imkânınız olamayacak şeyleri bilen, geçmişte bir vakitler (veya şu anda) sizinle “aynı yolun yolcusu” birileri mutlaka vardır. Öykülerinizi, kahkahalarınızı, gözyaşlarınızı, başarılarınızı, başarısızlıklarınızı – hepsini paylaşın. Internet’te bu gibi topluluklardan binlerce var, size uygun düşeni bulana dek aramaya devam edin.
4. Önceki ve sonraki halinizin fotoğraflarınızı çekin. Kendinizi gebeş bir maymuna (affedersiniz, kendime taktığım isim buydu – tabii kilo verme hedefime giden yolda kendimi motive etmek için) dönmüş halde görmenin ne denli tiksinti verici bir şey olduğunu bilirim. Ama kat ettiğiniz mesafeyi resmedebilmenin daha kolay bir yolu da maalesef bulunmuyor. “Sonraki” halinizin fotoğraflarını çekip, paylaşması kabul edersiniz ki en keyiflisidir. Kendinizi Flickr’da bulun! Başkalarının sizi nasıl gördüğünü görmek gibisi yoktur. Halinizden memnun musunuz? Pek çok bakımdan, Flickr’ın kilo verme sürecimde payı büyüktür.
5. Yedekte bir hoca bulundurun. Bildiğiniz ve sevdiğiniz markalara eliniz hemencecik – veya önce bir düşünmeden – gitmesin. Yumurtalar size “iyi” gelir, ama yerine yumurta ikamesi kullanmayı deneyin (gerçekten de, pek çok restoranın menüsünde düşük kalorili yiyecek çeşitleri bulabilirsiniz). Deneyebileceğiniz sayısız “düşük” alternatifi bulunuyor. Eğer farklı olanın tadı katlanılacak gibi değilse, daha lezzetli bir ikame bulmayı deneyin, hiç olmadı, orijinal üründen daha az yemeye çalışın. Kimi besin ikameleri, durumunuzu ürünün orijinalinden daha kötüye götürebilir; iyi haberse, sağlıklı seçenekler, sessiz sedasız normal “muadil”lerinin yerini alıyorlar – üstelik tatları da orijinalini aratmıyor.
6. Etiketleri okumaya başlayın. Usandırıcı bir iş olduğunu biliyorum, ama mecbursunuz – ve bu ipucunun kaçışı da bulunmuyor. Ağzınıza ne koyduğunuzu bilmezseniz, umduğunuzu değil, bulduğunuzu yersiniz. İşinizi şansa bırakmayın, içindekiler listesini ve porsiyon büyüklüklerini üç kere kontrol edin. Bu noktada kendinize güvenmelisiniz; kimse sizin yerinize kilo vermeyecek veya aritmetik hesabı yapmayacaktır. Çok da karmaşık bir iş sayılmasa da, biraz çabalamanız gerekecektir. Olmadı, kalori sayımına bir göz atıverin.
7. Sığırları bu kadar komik gösteren nedir? Beyaz peynir seviyorsanız, Laughing Cow marka beyaz peynirlerinden satın almanız, birkaç süt kuzusunu da yedekte tutmanız gerekir. Tek tek ambalajlı dilimler sandviçler için idealdir ve eritilip, üzerine sürüldüğü her yiyeceğe lezzet katarlar. Buna karşın, saf Amerikan beyaz peynirlerine karşı daima mesafeli dururum – yağ oranı, bir dilim (örneğin) çedar peynirindekinden daha faydalı değildir. Kalori bakımından hafif ve bir o kadar da doyurucu olması noktasında Laughing Cow’dan daha iyisine rastlayabilmiş değilim (nasıl yapıyorlar bilmiyorum).
8. Ailenize bahsedin. Tek başına kilo veriyor OLSANIZ dahi, kilo verirken yalnız olmayacaksınız. Ailenizle birlikte yaşıyorsanız, onlara durumdan bahsedin – işin başındayken, dakika başı değil. Ne yapmak üzere olduğunuzu ve onların desteğini istediğinizi (ve ihtiyacınız olduğunu) bilsinler. Durumu açık etmezseniz, hiç farkına varmadan, bütün çabalarınızı sabote edebilirler. Hedef(ler)inize ulaşmada size yardımcı olmalarını isteyeceksiniz. Esaslı bir virajı döndükten sonraki sevincinizi paylaşmalarını isteyeceksiniz. Kim bilir? Belki de, yeni alışkanlıklarınızdan bazıları onlara da sirayet edecek olur da, onlar da daha sağlıklı birer insan haline geliverirler, belli mi olur?
9. İnsan içine çıkın. Çuvalladığımı kabullenmek işime gelmiyordu, ama problemin varlığını etrafımdakilerle birlikteyken kabullenmek nihai başarıya giden yolun birinci adımı olmuştur. Artık yaptıklarımdan kendim mesuldüm ve tüm dostlarım ne yaptığımı biliyorlardı. Geri dönüşüm kalmamıştı, aksi takdirde güvenirliğimi zedeleme riskiyle karşı karşıyaydım. Düzenli (veya yarı düzenli) okuyucum olanları hayal kırıklığına uğratmak istemiyordum. Üstüne üstlük, dostlarım arasında zamanında aynı yollardan geçmiş olanları tanıma – ve onların deneyimlerinden yararlanabilme – fırsatı da cabasıydı. Bu sayede sizin ilk adımı attığınızı gören dostlarınız arasından sizin yaptıklarınızı yapmaya öykünecekler de çıkabilecektir.
10. Egzersizlerinizi belirleyin. Hiçbir egzersiz, bir diğerinin dengi değildir. Koşmayı mı seviyorsunuz, koşun. Jogginge mi meraklısınız, jogging yapın. Egzersiz bisikleti daha mı keyifli, egzersiz bisikletine binin. Size en uygun olanı bulun – hafta boyunca bu egzersizleri yapmak, fazladan bir külfet getirmeyecektir. Hoşlaşmadığınız – veya canınızın istemediği ve uzun süre devam ettiremeyeceğinizi düşündüğünüz – bir rutine girmeyin. “Acı yoksa, kazanç da yok” vecizesineyse hiç girmeyeceğim. Canımı yakmadan kilolarımı verdim, siz de muhtemelen aynı şekilde kilo verebilirsiniz.
11. Ceylan olun. Tony Little’ı TV’de Gazelle (Ceylan) yürüyüşçüsünü – yürüyüş adımlarıyla çalışılan bir egzersiz aleti – tanıtırken görmüşünüzdür. Size şöyle diyeyim: işe yarıyor. Bacaklarıma iyi geliyor ve kendimi verdim mi, iyi de bir egzersiz yapmış oluyorum. Kimileri kullanması güç dese de, ben kendiminkinden memnunum – ve bu noktada da başka bir ev egzersiz aleti önerecek değilim. Bir kez daha tekrarlayayım, ben kafayı kalori yakmaya takmış anti-sosyalin tekiyim.
12. Zihniniz başka yerde olsun. İnsanların sevdikleri müzik eşliğinde egzersiz yapmalarının bir sebebi vardır – hariçten bir uyarana kulak vermek zihninizi fiziksel aktiviteden kopartır. “Egzersiz süresi”nin su gibi akıp gitmesinin sırrı da buradadır. Konsantrasyonunuzu vücudunuzun işleyişi üzerine odaklarsanız, bir seanslık egzersiz günlerce sürmüş kadar yavaş geçecektir. Taşınır bir müzik seti edinin veya televizyonun karşısına konuşlanın.
13. Canlı programlara bel bağlamayın. Egzersiz yaparken vücudunuzu başka, zihninizi başka şekillerde uyarmanız önemlidir. Ama asla o anda “TV’de, radyoda neler var”a kafanızı takmayın. Zihninizi başka yere götüreyim derken, kendinizi kanallar arasında köşe kapmaca oynarken bulabilirsiniz – bu da egzersizin zamanının zihninizi vücudunuzun hareketlerine odakladığınızdaki kadar yavaş geçmesine yol açacaktır. “Canlı Yayın” kötü bir fikirdir. Önceden kaydedilmiş bir programı tercih edin, yoksa da hiç bulaşmayın.
14. Video oyunları kilo vermeme yardımcı oldular. Gazelle üzerinde dengede durabiliyorum (kimilerine güç geldiği olabiliyor). Aynı dengeyi, egzersizi yaparken TV’de Xbox 360 oynarken de kurabilmeyi başardım. Bir de baktım, üzerimden, TV karşısında külçe gibi otururkenkinden daha fazla ter boşanmaya başlamış! Bu işin sırrını tek kelimeye indirebilirim: adrenalin. Artık oyun konsoluna en tempolusundan bir oyun takılı olmaksızın, terlemecesine bir egzersize tahammül edemiyorum. Evet, oyunun türü dahi önemli; görevler arasında uzun duraklamaları olan oyunlardan uzak durun. Burnout türü yarış oyunları bana ilaç gibi geldi. Oyun ne kadar az kafa yorucu olursa, kalorileriniz o kadar hızlı yanar, egzersiz seansınız da göz açıp kapayıncaya bitiverir.
15. Gerçekçi hedefler belirleyin. Günde 12 saat egzersiz yapar ve kerevizden gayrı bir şey yemezseniz, bir haftada 25 kilo verebilirsiniz – tabii insan değilseniz. Adımlarını yavaş, ama sağlam atan bu yarıştan galip çıkar. Yutamayacağınız lokmaya diş geçirmeyin – mecazen de değil hani. Ufuktaki daha büyük hedef(ler)e giden yolu küçük küçük hedeflerle örün. Yolun sonunda daha fazlasını kazanan (daha sıklıkla kazanan diye de ekleyeyim) siz olacaksınız.
16. Trans yağlardan ve yüksek fruktozlu mısır şurubundan sakının. Bu telkinimin birden çok gerekçesi var. Birincisi, sağlığınıza zerre yararları yok. İkincisi, bir hamlede bir yığın “kötü besin”i elinizin tersiyle itmiş olursunuz – sorun yok sanırım. Yiyeceklerinizi – bilmek istemeyeceğiniz kadar çok yiyecekte bulunan – bu iki illet bileşenden sakınarak seçmek mecburiyetindesinizdir.
17. Dostunuzun her dediğine kulak asmayın. Ailenizi haberdar etmenizi önermiştim – ama bazen de aile fertlerinizden sizi kilo vermekten caydırmak isteyenler çıkabilir. Gerekçeleri de basittir: bilerek veya bilmeyerek, daha evvel deneyip de başaramadıkları bir mücadeleden sizin zaferle ayrılmanızı istemiyorlardır. Sizden eksilecek her dirhem yağ, onlara bir şey kazandırmayacaktır. Şu gibi sözleri işitmeye hazırlıklı olun: “Yeterince kilo verdin,” veya “Seni böyle de seviyorum ki”. İşin aslı, Şu anki HALİNİZİ BEĞENMİYORSANIZ – kim ne derse desin, bu gidişe bir DUR DEMENİZ gereklidir. Sizi sevmeye (teorik olarak) devam edeceklerdir üstelik.
18. Kendinizi başkalarıyla mukayese etmeyin Her insanin kendine göre farkları vardır. Bu da demektir ki, herkesin kilo verme biçimi de farklıdır. Ben ne yaptıysam aynısını, harfi harfine yapacak olsanız dahi, benimle denk oranda kilo kaybetmeniz gibi bir durum söz konusu olmayacaktır. Kilit nokta, tetiklerinizden haberdar olmanızdır. Hedefinizi gözünüzün önünden ayırmayın ve o hedefe ulaşabilmek için ne gerekiyorsa yapın. Başkasının alışkanlıklarına gözünüz takılmaya başlarsa, daha fiziksel açıdan başkası değil yalnızca kendiniz olabileceğinizin ayırtına varamadan, kendinizi ümidi kırılmış ve havluyu atmış halde bulursunuz.
19. Kadından erkek olmaz. Erkeklerin, büyük ölçüde fizyolojik yapımızdan ötürü (kadınların, doğurgan cins olmalarından ötürü, vücutlarında erkeklere nazaran daha fazla yağ bulunduğu ileri sürülür), kadınlara nazaran daha süratli kilo verebildikleri kanıtlanmıştır. Bunu cinsiyetçi bir söz olarak almayın – üç aşağı beş yukarı gerçeğin ta kendisidir. Bundan ötürüdür ki, kadınlar, önlerine erkeklerinkinden farklı hedefler koymalıdırlar – hele de bir erkekle birlikte kilo vermeye çalışıyorsanız.
20. Sihirli haplardan alın. Fasa fiso! Sihirli hap diye bir şey yoktur. Son dönemlerde adlarını sıkça duyar olduğumuz yağ-yakıcı ilaç tacirlerinin ağına düşeyim demeyin. Kulağınızı azıcık kabartacak veya gözünüzü azıcık dört açacak olursanız, bu meretlerin her birisinin ancak önerdikleri diyet ve egzersizlerle birlikte alındığında işe yaradıklarını (reklamlarında dahi bunu belirttiklerini) anlarsınız. Üstelik bu ilaçların yan etkileri, fazla kilolarınızdan da beterdir.
21. Vitaminler iyi gelir. İllâ bir hap alacaksanız, o vakit doğal takviyeler (Temel Yağ Asitleri veya multi-vitaminler) olmasına dikkat edin. Bunları kullanırken de ucunu kaçırmamaya – özellikle de bitkisel ilaçlarla birlikte – ipin ucunu kaçırmamaya bakın. Unutmayın, her şeyin fazlası zarardır. Bir beslenme uzmanına başvurabilirsiniz, ama daima kendi başınıza satın alın – ve bu takviyeleri azami seviyede tutun. Unutmayın, belli vitaminler belli mineraller olmaksızın bir işe yaramazlar.
22. Masaüstünüzü derleyin. İlk yola çıktığımda, bazı dostlarım ilerleme grafiği yardımında bulunalım diye, içinden çıkılmaz çizelgeler gönderdiler. Yo, ben almayayım; ben kestirme yolların adamıyım. Internet’i bu huyuma en uygun masaüstü aracı için tararken, aklıma CalorieKing geldi. Bundan daha kolayını bulamazsınız. Bana güvenin, tek geçiyorum; yediğim ve tükettiğim her lokmanın hesabını (dertsiz tasasız) tutabiliyorum. İstatistik müptelâları CalorieKing’in noksansızlığına tutulacağı gibi, araç aslen sosyalliğe açık zihinlerce tasarlanmıştır. CalorieKing Web sitesi ve servisi tek başına da idare ederler, ama asıl aradığınız indirilebilir kullanıcı programıdır. Ücreti neyse veriver, adamım – sağlığını kaç paraya değişirsin?
|
|
|
|
|